Gerçek dikkat, dış sesin azalması değil, iç temasın güçlenmesidir, yaptığın işe bilinçli olarak yönelmek ve kendi sürecinle temas kurmaktır.
Bir oyunda çocuk diğerlerinin hangi aşamada olduğuna bakıyorsa, zihinsel enerjisinin bir kısmı artık oyunda değil demektir, kıyas başlar, süreç zayıflar. Oyuna gerçekten odaklanan çocukta ise başka bir şey olur, hızlı ya da yavaş ilerlemesi fark etmeksizin kendi süreciyle temas halinde kalır.
Çocuğun oyunun içinde kalırken kendilik bağını kaybetmemesi son derece önemlidir.
Mangala Üzerinden Bir Keşif
Mangala, binlerce yıl öncesine dayanan köklü geçmişi ile farklı coğrafyalarda çeşitli varyasyonlarla günümüze kadar gelen, 2020 yılı itibari ile de UNESCO listesinde yer alan geleneksel bir Türk zekâ ve strateji oyunu.
Basitleştirilmiş bir Mangala uygulaması, küçük yaş gruplarını bu oyunla tanıştırmanın ilk adımı oldu: Kurallar sadeleşti, strateji kaldırıldı, ilk olarak sadece kuyudan taş alıp birer birer hazineye doğru taşımak ve son taşın getirdiği avantaj aktarıldı. Bu yaklaşım yaş grubunun henüz stratejik düşünmeye elverişli olmamasından doğdu. Basit bir başlangıç, çocukların oyunun mantığını kavramasına, küçük stratejik hamleler denemesine ve kendi süreçlerini keşfetmesine olanak sağladı.
İlk başta sadece kuyudan taş alıp hazineye taşımak vardı, ama çocuklar kısa sürede son taş hazineye denk gelirse bir kez daha oynayabileceği bilgisini kavradı, sayma, planlama ve taşları hedefe denk getirme girişimleriyle küçük stratejik adımlar attı.
Ne oldu?
- Çaba vardı.
- Merak vardı.
- Her iki taraf da hazineye taş topladı.
- Kazanan kimliği üzerinden üstünlük kuramadı.
Çocuklar kim kazanacak diye merak ediyordu ama “kaybedersem ben yetersizim” hissi oluşmuyordu. Çünkü oyun henüz kimliği tehdit edecek karmaşıklıkta değildi. Kaygı ve kıyas devreye girmiyor, içsel dikkat ve oyunla temas için güvenli bir alan yaratılmış oluyordu.
Burada önemli bir fark belirdi, yavaş ilerlemek başka bir şey, geride kalmak başka bir şeydi. Yavaş ilerlemek, keşfetmek ve öğrenmek için gereken sabır, merakla; geride kalmak başarıyı başkalarıyla kıyaslamayla ilgiliydi. Bu gözlem, çocukların oyunda kendi dikkatlerini nasıl yönlendirdiklerini anlamamıza olanak sağlıyordu.
Sıkılma Noktası: Modelin Kalibrasyon Düğmesi
Kolay başlangıçlar önemlidir ancak uzun süre aynı basitlikte oynamak da sıkılma ve heyecanın düşmesine yol açabilir, sadece ritim oyunu bir yere kadar taşır. Bu bize şunu gösteriyor, ritim güvenlik sağlar, merak oyuna odaklanmayı canlı tutar, oyunla ilişki derinleşir. Ardından gelen sıkılma noktası, oyuna karmaşıklık ve strateji eklemek için doğal bir uyaran olur.
Amaç seviye atlamak değil, kapasite genişletmekse Aşamalı Derinleşme kullanılmalıdır.
Aşamalı Derinleşme Katmanları
1. Tekrar, ritim ile çocuk önce oyunun içinde kalmayı öğrenir.
2. Ne yaptım? Nasıl hissettim? Ne işe yaradı? soruları bilinçsiz de olsa duygusal yankılarla fark edilir olur.
3. Strateji kurma, alternatif üretme, planlama, öngörü ile analitik düşünme başlar.
4. Başkası nasıl düşünür? Hamlem onu nasıl etkiler? soruları ile sosyal etkileşim ve gözlem devreye girer.
Rekabeti Azaltmak Değil, İç Varlığı Güçlendirmek
Strateji kurmak bir beceridir ancak uygun ortam sağlanmadığında kimlik tehdidine dönüşebilir. Amaç rekabeti tamamen kaldırmak değil, rekabeti çocuğun kimliğine yapışmadan deneyimleyebileceği bir alan yaratmak. Çocuk,
- Oyunda kalabilmeli,
- Kendi hızında ilerleyebilmeli,
- Başkasının başarısıyla kendini baltalamamalı.
Gerçek öğrenme çoğu zaman fark etmeden gerçekleşir ama bunun için çocuk gerçekten orada olmalıdır. Dikkat pratiği ise oyunun yapısının doğru biçimde yönlendirilmesiyle desteklenir.
Oyun sadece strateji değildir.
Oyun önce ritimdir, sonra meraktır, sonra etki gücüdür.
Çocuklarla oyun oynadığınızda artık biliyorsunuz oyun bir dikkat alanı, güvenli bir öğrenme zemini, bir kendilik pratiğidir. Belki de en önemlisi oyun çocuğun başkasıyla değil, kendi süreciyle temas edebildiği bir alandır.

