Oyunda İlişki Biçimlerimiz

Oyunda İlişki Biçimlerimiz

Bir masa oyununda aldığımız pozisyonlar iş hayatında, hobilerimizde ya da günlük ilişkilerimizde aldığımız pozisyonlara şaşırtıcı biçimde benzer; oyunda nereye yerleştiğimiz, gerçekte hayatın içinde nereye yerleştiğimizle çok ilişkilidir, hatta her ikisinde de kaç kişi olduğumuza göre farklı ilişki biçimleri üretilir.

Bireysel bir oyunda etkileşim oyuncu ile oyun arasındadır, oyuncu sayısı arttığında etkileşim de çoğalır, artık oyuncular hem oyunla hem birbirleriyle hem de grubun dinamiğiyle ilişki kurar ve deneyim bambaşka bir yapıya dönüşür. Bu nedenle oyun türlerini sadece mekanik yapılar olarak değil, farklı ilişki biçimlerinin deneyim alanları olarak düşünmek mümkün.

Sosyalleşme ve Yansıma

İnsan zihni kendini çoğu zaman karşılaştırma ve yansımalar üzerinden tanımlar. Sosyalleşme bu yüzden güçlü bir araç olur. Sosyalleştikçe başkalarının tepkileri bizi aynalar, sınırlarımız belirginleşir,  farklılıklar sayesinde ‘kim olduğumuz’ kadar ‘ne olmadığımızı’ da öğreniriz. Bu anlamda sosyalleşme, birlikte vakit geçirmenin yanı sıra kendimizi başkalarının yansımalarında tanıma sürecidir. Oyunlar da tam olarak bu yansıma alanlarını oluşturur.

Bir oyun masasında oyuncular kurallarla olduğu kadar birbirleriyle ilişki kurarlar, buradan hareketle oyunları oyuncular arasındaki ilişki biçimlerine bakarak düşünmek de anlamlı bir yaklaşım sunar.

Oyuncular Arası İlişki Biçimleri

Farklı oyun yapıları, oyuncuları farklı ilişki alanlarına davet eder, her biri insanın başka bir “yansıma” ile karşılaşmasına neden olur. Oyuncuların birbirleriyle nasıl etkileşim kurduğuna bakmak için oyunları dört genel başlıkta ele alabiliriz: bireysel, rekabetçi, takım ve kooperatif.

Bireysel Oyunlar

Bulmacalar, tek kişilik strateji oyunları ya da solo problem çözme oyunlarında oyuncu kendi zihniyle karşı karşıyadır. Sabır, kendi hatalarını izleme, yüzleşme ve buradan öğrenme, dışsal geri bildirim olmadan ilerleme, kendi düşünsel ritmini kurma bu tür oyunlarda doğal olarak ortaya çıkar.

Buradaki temel yansıma kişinin kendi iç sesidir ve başkalarının değil kendi düşüncesinin sınırlarıyla karşılaşır. Bu yüzden bazı insanlar yalnız oynamayı tercih eder. Bu tercih çoğu zaman sosyal yetersizlikten doğmaz, zihinsel alanın korunması ihtiyacından doğar.

Rekabetçi Oyunlar

Kazanan – kaybeden düzeni! Rekabetçi oyunlarda oyuncu kendini doğrudan başkasıyla karşılaştırma yoluyla kendini keşfetme sürecine girerken bulur. Bu tür oyunlar kazanma isteğini, hırsı, kıyaslanmayı, üstünlük veya yetersizlik hissini, kaybetme toleransını görünür kılar. Buradaki yansıma ben ve öteki farkından doğar.

Rekabetçi oyunlar aslında çok temel bir soruyu ortaya çıkarır: Kaybettiğimde ben kimim?

Bu nedenle rekabet, performans sergilerken aynı zamanda benlik sınırlarını test eden bir deneyimdir.

Takım Oyunları

Takım oyunları yeni bir katman ekler, kolektif kimlik. Oyuncu artık sadece kendisi için değil, bir grubun parçası olarak hareket eder. Bu oyunlarda sorumluluğun paylaşılması, başkasının hatasının etkisi, rol alma, liderlik, iletişim becerisi, görev paylaşımı, uyum sıkça karşılaşılan durumlardır.

Buradaki temel gerilim şudur: Ben mi önemliyim, biz mi?

Bazen oyuncu çok iyi oynar ama takım kaybeder. Bazen tam tersi olur. Bu durum, bireysel performans ile kolektif sonuç arasındaki ilişkiyi görünür kılar. Takım çalışması bu sayede başkalarının içimizde yarattığı yansımalarla barışık olabilme kapasitesini görünür kılmaya başlar, kendini savunmadan yan yana var olabilme takım çalışmasını psikolojik esneklik becerisine dönüştürmüş olur.

Kooperatif Oyunlar

Kooperatif oyunlar belki de en ilginç alanı oluşturur. Çünkü burada oyuncular birbirlerine karşı oynamaz, birlikte sistemin kendisine karşı oynarlar. Bu oyunlarda oyuncular ortak bir hedefe yönelir, farklı stratejiler önerir, birbirlerinin düşünme biçimiyle karşılaşırlar.

Buradaki temel mesele iş birliğinin ötesindedir: Başkasının düşünme biçimi benimkinden farklı olduğunda ne yapıyorum?

Kooperatif oyunlar, farklı zihinlerin aynı problem üzerinde birlikte düşünme kapasitesini ortaya çıkarır.

Birden Fazla İlişki Biçimi

Birçok oyun bu dört ilişki biçimlerinden yalnızca birini içermez. Müzakere, rol üstlenme, dolaylı rekabet veya kaynak paylaşımı gibi mekanikler çoğu zaman rekabetçi, takım ya da kooperatif yapıların içine eklenir ve oyunlar birden fazla etkileşim katmanını aynı anda barındırabilir, bu da oyun deneyimini daha karmaşık ve zengin hale getirir.

Oyunları oyuncular arası ilişki biçimlerine göre sınıflandırmış olsak da, oyun deneyimini belirleyen bir başka unsur da oyuncuların motivasyonlarıdır. Bu modele daha önce Masa Oyunlarında Oyuncu Motivasyonları yazımızda değinmiştik. Bu yazıda ele aldığımız bireysel, rekabetçi, takım ve kooperatif oyun yapıları ise bu motivasyonların ortaya çıktığı ilişki alanlarını oluşturur.

Oyunlar Bir İlişki Laboratuvarı Olabilir mi?

Bu çerçeveden bakıldığında oyunlar insanların farklı ilişki modellerini deneyimlediği, psikolojik ve sosyal deneyimler üreten küçük laboratuvarlar gibidir. Bu ilişki biçimlerinin hayattaki karşılıklarını düşünürsek, bireysel oyunlar bireysel üretim, sanat ya da araştırma süreçlerini; rekabetçi oyunlar sınavlar ve performans alanlarını; takım oyunları kurum içi projeleri; kooperatif oyunlar ise toplulukların birlikte üretim yaptığı alanları hatırlatır ve kısaca sosyal ilişki düzeyinde tanımlarsak,

Oyun YapısıSosyal İlişki
BireyselKişinin kendisiyle ilişkisi
RekabetçiBen ve öteki ilişkisi
TakımBen ve grup ilişkisi
KooperatifOrtak problem ilişkisi

oyunlar oyuncular arasında belirli ilişki biçimleri tasarlayan sistemlerdir diyebiliriz.

Bu nedenle oyun tasarlarken ya da oynamak üzere bir oyun seçerken sorulabilecek önemli bir soru daha artık gündeminizde olabilir: Bu oyun oyuncuyu hangi iç gerilimiyle karşılaştırıyor? Çünkü bazen oyunların öğrettiği şey kural koymak, kurallara uymak, adil olmak iken arka planda daha önemli olan şey kendimizle ve başkalarıyla nasıl ilişki kurduğumuzdur. Oyuna bu soru ile yaklaşmak, insanlara farklı ilişki biçimlerini güvenli bir alan içinde deneyimleme fırsatı verir.